Hakkımızda

Kuruluşumuz

2001 senesinde, tribünlerdeki okul pankartlarının sahibi olan kişilerin bir araya gelmesiyle kuruldu. Kurucu okullar arasında; Boğaziçi, Bilgi, İTÜ, KOÇ ve Yıldız Üniversiteleri yer almaktadır. Bu üniversitelerde okuyan arkadaşlarımızın öncülüğünde Üniversiteli Beşiktaşlılar kurulmuş oldu.

Kuruluş Amacı ve Hedefler

Asıl amaç, sadece Beşiktaş’a değil, Türk sporunun geleceğine de katkıda bulunmaktır. Maddi manevi açıdan, sırtımızı kimselere dayamadan, sadece kendi ayaklarımızın üzerinde durarak Beşiktaş için faydalı çalışmalar yapmayı, Beşiktaşlılığı yaymayı, değerlerimizi korumayı, gerektiğinde 90 dakika bağırmayı, gerektiğinde ise Beşiktaş yolunda çalışan bir sivil toplum örgütü olmayı hedefledik, hedefliyoruz. İlerleyen zamanlarda, aramızdan bazı arkadaşlarımız kongre üyesi, yönetici, ve benzeri şekillerde, Beşiktaş’a hizmet vermeye devam edecekler. Bizler, kongre sıralarında tanışmak yerine, daha üniversite sıralarında Beşiktaş için bir şeyler yapma gayesiyle bir araya geldik.

Üye Üniversiteler ve İstatistikler

UNIBJK’nin yurdun hemen her bölgesinden ve KKTC’den 10 bine yakın üyesi bulunmaktadır. Bugün, 40 civarında üniversite UNIBJK çatısı altında hareket etmektedir. İstanbul, Anadolu ve Kıbrıs’tan katılan üniversiteler, birliğimizi oluşturmaktadırlar.

Bazı Aktivitelerimiz

UNIBJK hakkımızda

Faaliyetlerimizi 2001 yılından başlayarak saymak herhalde imkânsız gibi bir şey. Dolayısıyla belli başlı birkaç örnek vermek gerekirse, mesela 100.yılımızda Beşiktaş’ın halka arz filminde görev aldık. Ayrıca yine 100. Yılımızda, kutlamalar dâhilinde 65 kişilik bir ekiple kulübümüzün yanında olduk. 4-3 lük Fenerbahçe maçı galibiyeti sonrası çıkan Pancu t-shirtlerine o zamanlar inanılmaz bir ilgi vardı. Kartal Yuvası’ndan bize onlara yardımcı olmamız konusunda bir talep geldi. Seve seve kabul ettik. Konyaspor maçında bütün tribünlerde beşer kişilik ekiplerle bu ürünü sattık. Bunun yanı sıra, faal olmayan bir branşı daha faal hale getirmek için Briç şubesine, briç oynamayı öğrenip 20 kişilik bir ekip halinde katıldık. Kemerburgaz’da 1000 fıstık çamı dikerek UNIBJK Ormanı’nı oluşturduk. Üniversiteli olmanın verdiği sosyal sorumluluk doğrultusunda Eğitime Destek adına da önemli projelere imza attık. Bu amaç doğrultusunda farklı şehirlerimizde ihtiyacı olan köy okullarına gidip, elimizden geldiği kadar yardımda bulunuyoruz. Siyah Beyaz ürünler götürüyoruz. Bu bağlamda ODTÜ, bir takvim çıkartıp, bu takvimlerden yaklaşık 2000 tane satarak LÖSEV’e yardımda bulundu. Bir çok üniversitelerimizde gelenek haline gelen çocuk yuvaları, yaşlılar yurtları ziyaretlerimiz oluyor. UNIBJK’ye üye üniversitelerimizin değişik zaman dilimlerinde yaptıkları okul çapında organizasyonların yanı sıra, 2003 senesinde Mardin Kütüklü Köyü İlköğretim Okulu için 15 ton eğitim malzemesi toplayarak, bu alanda da farklılığımızı gösterdik. Türk Sporuna verdiğimiz desteğin bir göstergesi olarak ise, 2005 yılında İstanbul’da düzenlenen Şampiyonlar Ligi Finali çerçevesinde organize edilen “Starball 24 Saat Kesintisiz Futbol Turnuvası’nda ve akabinde Şampiyonlar Ligi Finalinde 25 kişilik ekiple, organizasyonun sorunsuz işlemesi adına gönüllü olarak görev aldık. UNIBJK olarak gerektiğinde ise Beşiktaş yolunda çalışan bir sivil toplum örgütü olma amacımızın bir göstergesi olan bu organizasyonlar artarak devam etmektedir.

Amatör Branşlar ve UNIBJK

Çelik Pençe

Başta Engelli Basketbol Takımımız olmak üzere amatör branşlarımızın İstanbul’daki bütün maçlarına UNIBJK olarak katılıyoruz.
Bunun haricinde Anadolu’da da, eğer o ilde UNIBJK oluşumu varsa, o ildeki okulumuz başta olmak üzere çevre illerin katılımıyla sporcularımızın yanlarında oluyoruz. Aynı şekilde Bayan ve Erkek Voleybol Takımımızın da yanındayız. Basketbol ise zaten artık iyice ön planda olan bir spor dalı, Akatlar’da oynanan basketbol maçlarımızda pota arkası ve protokol karşısı tribünlerin birleştiği köşedeyiz. Akatlar’a gelen Beşiktaş taraftarının zaten gözü aşinadır Üniversitelilerin orada olmasına.

Mabedimizdeki Yerimiz

olumsuz olmak

UNIBJK, ilk kurulduğu yıllarda kapalı tribünde alt kısımda toplanmaktaydı. Son dönemde ise artık eski açık da yer alıyoruz. Nedeni de, bizim her ne kadar İstanbul’da iyi bir potansiyelimiz olsa da, en büyük potansiyel Anadolu’daki okulların derbilere, Avrupa maçlarına geldikleri zamanlarda oluşuyor. Bu ve benzeri durumlarda kapalıda veya yeni açıkta yer almaktansa, eski açıkta yer almak hem bizim açımızdan, hem de diğer arkadaşlarımız açısından daha rahat oluyor, ayrıca eski açık tribüne can verebiliyoruz ve en önemlisi bu tribünde bir bütün olabiliyoruz. Son yıllarda Üniversiteli Beşiktaşlılar eski açık tribünün kapalı tarafı üst katta ve kapalı alt tribünde yer almakta.

Şeref Bey Heykeli

Yaklaşık 4 senelik bir projenin neticesidir. Başkanı Orhan Diktaş olan yönetim kurulunun ve genel kurulun başlattığı bu proje ilk olarak Heykeller projesi olarak ortaya çıkmıştır. Beşiktaş’ımızın tarihini gelecek nesillere anlatabilmek amacıyla düşünülmüştür. Şeref Bey kimdir, Beşiktaş için ne yapmıştır gibi önemli soruların cevaplarının unutulmaması adına düşünülmüştür. Beşiktaş için canını veren Şeref Bey’i ölümsüzleştirmek, sadece Şeref Bey’le de kalmayarak, Beşiktaş’ın tarihine mal olmuş insanları ölümsüzleştirmek amacıyla bu heykeller projesi uygulamaya konulmuştur. Ancak belirtmekte fayda vardır ki, bu projeyi gerçekleştirmek de zorlu bir süreçin ürünüdür. İlk olarak maliyet araştırması başlanılan proje, heykelin bütün maliyetinin tamamen
öğrenci harçlıklarına dayanmasıyla son buldu. Şeref Bey heykeli hiçbir kurum ve kuruluştan herhangi bir mali destek almadan yaptırılmıştır. Ancak heykeli diktirecek yer konusunda belediyeyle uzunca bir süre anlaşılamadı. Üniversite öğrencisi olarak da kısıtlı zamanlarda bunların takipçisi olabildik. Beşiktaş Belediyesi bize farklı farklı yerler gösterdi. Olacaksa en iyi yer olsun istedik bizler de. Bu arada yaklaşık 2 sene geçti. Heykel hazır bir şekilde depoda bekledi. Bu süreç zarfında maalesef kulübümüzden de pek bir yardım alamadık. Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımız herhangi bir irtibata geçemediler. Sabah Gazetesi’nde heykelimizle ilgili şu şekilde de bir haber yapılmıştı “BEŞİKTAŞ’TA YER YOK MU ŞEREF BEY’E”. İnternet sitelerinde de aylarca yazıldı, çizildi. Beşiktaş Belediyesi de iki yıl yapılı heykeli bekletmişti. bürokrasiler aşıldı ve en sonunda, her ne kadar tam olarak içimize sinmese de Fulya’da Dünya Barış Parkı’nda, Baba Hakkı heykelinin tam karşısında olan yere 19.03.2008 tarihinde Şeref Bey heykeli dikildi. Bu heykelin arkadan fotoğrafı çekildiğinde, ön planda şu anda yapımı devam etmekte olan Süleyman Seba projesiyle aynı kare içine giriyor. Bir yerde bu fotoğraf karesi geçmişle geleceği birleştiriyor diyebiliriz. Bizim de amacımız buydu zaten.

Bir Öğrencinin Bakış Açısıyla UNIBJK

(alıntıdır)
“……………………………………..
Şimdi düşünüyorum, yıllar evvel istanbula ilk geldiğimde, “yanıma
adam” aramıştım, maçlara gitmek için, ve şayet bu adam veya adamları
bulsaydım geldiğim günden beri sanırım bütün maçlara giderdim.

İlk zamanlar yeni açıkta birkaç maça girdim, ama yeni açık da sürekli
ateşli değildir. Bazen donar kalır. Farklı bir grubun içine girseniz
bir bela ihtimali, başka yerlere girseniz bir sıkıcılık… Kapalı
dediğiniz yere de öyle her yiğit giremiyor, girdiğiniz zaman da
bünyeniz sarsılıyor maddi olarak…

Aradan birkaç yıl geçince UNIBJK ile maçlara gider oldum. Bir gün, bir
de bakmışım bir heyecanla kombine almışım! Eski açık, B blok, 19.
sıra, 3. koltuk. Bir kez olsun yerimi bilemesem de, bütün maçlarda
eski açığın kapalı tarafındaki üst kısmındaymışım. Yıllar yılı
biletini bulmak için sıralarda beklediğim, internetinden telekomuna ve
Biletix’ine sövdüğüm derbi maçlara, Avrupa kupası maçlarına kafam
rahat girmişim, yanımda dostlarımla…

Bir gün bir bakmışım, elimde bir pankart… Terden gebermişim, maç
sonunda sesim haşat, yorgunluktan ölmüşüm… Ertesi günün sabahında
mailime gelen maç fotoğraflarında sırtımda taşıdığım pankart ve
altında da imza, UNIBJK…

Bir gün bir bakmışım, maça bir saat var, Mc önündeyim, ve oradakilerin
çoğunluğunu tanıyorum, ben yaklaşınca “Hoşgeldin!” diyenler bile var
ben yanlarına gitmeden!
Hiç kimse el uzatmaktan çekinmeyince, kimsenin eli de boşta kalmazmış;
kimse el uzatmaktan çekinmeyince, birlikten güç doğarmış! Düstur bu
vesselam: birlikten güç doğuyor!
Siz maçta değil sadece, öncesinde ve sonrasında da yalnız
kalmıyorsunuz, siz tezahüratları birlikte yapıyor, golden sonra
birlikte seviniyor, birileriyle üzülüyor, maçtan sonra gidip
birileriyle çay içiyorsunuz…
Birileri sizin elinizden tutmaktan çekinmiyor, o birileri sizi yabancı
olarak görmüyor…
İçinde yer aldığınız topluluk klişeleşmiş taraftar grubuna hiç
benzemiyor! Aşağıdaki alıntıda da zaten bundan bahsediliyor…

Çoğu zaman, bir dernek, müessese veya oluşum içerisine girince, bir
tedirginlik yaşarsınız, acaba birilerinin maşası mı oluyorum, acaba
birileri para kazansın diye ben mi yıpranıyorum… Ama işin içinde
dönenin para ve mevki değil de birlikte olma inancı ve takım sevgisi
olduğunu anladığınızda siz de artık yeni gelen birilerine el uzatmaya
başlıyor, siz de o yeni gelen birileriyle birlikte olmaya
çalışıyorsunuz…
Amaç birlikte olmak, amaç birlikte olarak daha güçlü olmak… Yöntem ise
son derece basit: “El uzatmaktan çekinme, uzanan ele daha sıkıyla
sarıl…”

Konuyla ilgili birgün gazetesinden Müslüm Günhan”ın, 10 Ocak 2008
tarihli bir yazısının içinden alıntı yapmak istiyorum:

“…….
üniversitelerde kurulan, üniversiteli Beşiktaş, Fenerbahçe,
Galatasaray gibi taraftar grupları aslında futbol adına olması gereken
doğru oluşumlardır. Çünkü taraftar yapımızın çıtasını yükseltmek
üniversitelerde kurulacak düzeyli taraftar gruplarının itici gücü
sayesinde olacaktır. UNIBJK grubu da bu oluşumlar içinde ilk olma
özelliğini taşımakla beraber önemli bir yer tutmaktadır. Bence de
önemli bir oluşumdur. nedeni ise sadece takımı destekleyen kitle
olmanın dışında; desteklediği kulübün tarihsel ve sosyal bilincinin
gelişimini, korunmasını veya toplumsal bir etki, olay karşısında
bilinçli tavır alma becerileridir.
…….”
(bkz: Birgün Gazetesi 10 Ocak 2008 / Müslüm Gülhan’ın Köşe Yazısı)
……………………………………..”

*******************************************

Yazımızın sonuna yaklaşırken Kurucu Başkanımız ve oluşumun bugünlere gelmesinde büyük yere sahip olan Nadir Yaman’ın bir cümlesini sizlere aktaracağız: "Bizler, Beşiktaşımız için ne gerekiyorsa yapmaya çalışan, kalbi saf Beşiktaş aşkı ile dolu öğrencileriz."

Bizler Beşiktaş sevdalısı gençler olarak, Beşiktaşımız için dün de vardık,
bugün de varız, yarınlarda da biz olacağız.

Çünkü biz bugünün askerleri, yarının generalleriyiz!

İlmi okuldan, hayatı Beşiktaş’tan!

UNIBJK